Sayfalar

15 Eylül 2013 Pazar

Burak "Kral" Yılmaz

Burak Yılmaz'ın futbol kariyerini Trabzonspor öncesi ve Trabzonspor sonrası olarak ikiye ayırırsak yanlış yapmış olmayız herhalde.





Türk futbol taraftarlarının Burak'la tanışıklığı her ne kadar öncesinde Antalya serüveni olsa da, gerçek anlamda Beşiktaş ile başladı. Ozamanlar driblingi olan, topla oynamayı seven bir oyuncu görüntüsünde bir Burak vardı, fakat çeşitli faktörler yüzünden bir türlü istenen seviyeye çıkamadı Beşiktaş'ın gol yollarındaki sıkıntısını gidermek için Manisa'dan aldığı Holosko karşılığında Manisa'nın yolunu tuttu, sezon sonunda Manisa alt lige düşerken Burak'ya Fenerbahçe'ye transfer oldu. Yine kanat bölgesinde topla haşırneşir olması gereken bir pozisyonda oynatıldı ve yine başarıyı bulamadı, Eskişehir'e kiralık olarak gönderildi yine olmadı ve en sonunda Trabzonspor'a Gökhan Ünal karşılığında verildi. 

Burak'ın kariyerindeki kırılma noktası işte bu transfer olacaktı. Şenol Güneş Burak'ı daha faklı değerlendirip santrafor mevkinde oynatmaya başladı. Burak artık tüm enerjisini savunma arkasına atılan toplar ve son vuruşlara saklıyordu, oyunun geri kalanı onu çok fa ilgilendirmiyordu Şenol Hoca'da bunu ondan istemiyordu zaten. Bu sistem onu tam anlamıyla bir gol makinesine çevirmişti. Sadece gole konsantre olup kendisini bu doğrultuda sürekli geliştirdi, kendini geliştirdikçe daha donanımlı bir golcü haline geliyordu.  Fakat gol makinesine dönüşürken tekniğini de kaybediyordu, sadece rakip ceza alanı içince etkili bir oyuncu haline geliyordu. üçüncü bölgede topla buluştuğunda top kaybı riski artıyordu. Ama dedik ya zaten Şenol Hoca ondan sadece gol atmasını bekliyor ve Burak'ta sadece işini yapıyordu. Trabzonspor'da geçen iki sezonda çıktığı 75 maçta 55 gol atarak korkunç bir istatistiğe ulaştı. 



Aynı sezon Galatasaray küllerinden yeniden doğmuştu, Fatih Terim'in takıma geri dönmesi, neredeyse takımın sıfırdan kurulması şampiyonluğu getirmişti. Sezon sonunda hedef Şampiyonlar Ligi idi ve taraftar kaliteli transferler bekliyordu. Burak'ta yakaladığı bu inanılmaz rakamlarla Galatasaray'ın radarına girmişti. Burak'ın da gönlü Galatasaray'dan yanaydı, Şampiyonlar Ligi'nde oynamak istiyor ve lig şampiyonluğu hayali kuruyordu. Fatih Terim'in onayıyla Galatasaray, Burak için sözleşme fesih bedeli olan 5m€'yu bankaya yatırarak yılın transferini gerçekleştirdi. 



Burak için yeni bir dönem başlıyordu, Şenol Güneş ile Fatih Terim çok farklı hocalar, Trabzonspor ile Galatasaray çok farklı takımlardı. Ama onun başarıya açlığı halen aynıydı. Burada kendisini daha da geliştirdi, sürekli eleştirildiği nokta olan kafa vuruşlarını bile düzeltti ve kafa golleri de atmaya başladı. Galatasaray'a geldiği ilk sezonu ligde 24, Şampiyonlar Ligi'nde 8 gol gibi olağanüstü bir istatistikle tamamladı. Ama Fatih Terim ondan halen daha fazlasını bekliyordu. Şenol Hoca gibi ondan sadece gol atmasını değil, oyunun her anında olmasını istiyordu. Bunu da sezon sonunda katıldığı bir televizyon programında "Burak'ta daha fazlası var, olmayan bir şeyi istemiyorum, Burak gelecek sezon daha fazla koşacak. oyunun içinde olmayı da öğrenecek. o zaman çok daha tutulamaz bir futbolcu olacak." sözleriyle belirtiyordu. Fakat kaleden uzaklaştıkça onu Burak yapan yeteneklerinden uzaklaşan bir Burak ve ısrarla ondan sahanın her yerinde maksimum verimi bekleyen bir Fatih Terim var ki işte asıl problem de burada başlıyor. Ve bunun nasıl çözüleceği hakkında hiçbir fikrim de yok açıkçası. 

Buraya kadar Burak için de durum çok farklıydı, Galatasaray'a gelene kadar başarıya aç bir futbolcuydu, takıma katıldığı ilk sezon bu açlığını da sahaya yansıtmış, her pozisyonu sonuna kadar kovalayan, kendini geliştirmek için varını yoğunu ortaya koyan bir Burak Yılmaz izletmişti. Fakat bu sene Galatasaray'da ilk sezonunda şampiyonluk yaşamış, Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynamış ve yine Şampiyonlar Ligi'nde gol krallığı listesinde ismi Messi ve Ronaldo ile anılmış, yani kısmen doygunluğa ulaşmış bir Burak var. Başarılarla dolu bir şekilde geçen bu sezon Burak için iyi mi oldu kötü mü oldu biraz muallak. Çünkü sezon başından beri karışımızda daha az çaba sarfeden, eskiden olduğu gibi pozisyonları kovalamayan, her kaçırdığı golden sonra çimleri ısırmayan bir bir Burak görüyoruz. Bu Galatasaray için olduğu kadar Burak için de vahim bir durum. Çünkü Burak'ı Burak yapan, şimdiye kadarki bu başarıya aç ve sürekli oyununu geliştirmeye çalışan yapısıydı. Her ne kadar başarılı bir sezon geçirmiş olsa da kafasında "Ben artık başarıya ulaştım" fikri oluşursa Trabzonspor öncesi Burak'a dönmesi riski baş gösterecek. Çünkü Burak buraya ne inanılmaz kafa golleriyle, ne mükemmel top kontrolüyle, ne de müthiş yetenekleriyle geldi. Burak'ı buraya kadar taşıyan ona Şampiyonlar Ligi'nde 8 gol attıran şey onun başarıya aç yapısıydı ve bu doğrultuda başarıyı yakalamak için gösterdiği gayretti.



Bundan sonra yapması gereken şey ise geride top alıp servis yapmaya çalışması ve sürekli top kayıpları yapması gibi enerjisini boşa harcamasının ne ona ne de Galatasaray'a fayda getirmeyeceğini anlayarak ondan sadece iyi yaptığı şeyi yani gol atmasını beklemek. Ve Burak'ı da bu doymuşluk psikolojisinden kurtarmaya çalışarak ona yeni hedefler belirlemek olacaktır. Burak'ta bunu Galatasaray'dan çok kendisi için yapmalıdır zira Galatasaray için Burak vazgeçilmez bir oyuncu değildir ama Burak için Galatasaray kariyerindeki sıçramayı yapması için doğru bir yerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder